ÖFKE VE ÖFKE YÖNETİMİ

ÖFKE VE ÖFKE YÖNETİMİ

Genel olarak öfke doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Öfke diğer duygular gibi son derece doğal, evrensel ve sağlıklı olarak ifade edildiğinde yapıcı ve kişiler arası iletişimi düzeltici olabilen bir duygudur.Ancak öfke kontrol edilemeyen ve yıkıcı bir biçimde davranışlara yansıyarak saldırgan ve son derece tahrip edici tepkilere dönüşme potansiyeline sahiptir. Bu gün için ev içi şiddet olgularında, çocuk taciz ve istismarlarında, terör olaylarında, sokak kavgalarında ve trafikte sağlıklı olarak ifade edilemeyen öfke duygularının etkisi görülmektedir. Genelde insanlar öfke ile ilgili olarak ne kadar sıkıntıları olsa da genellikle bunu kabul edip konuyla ilgili yardım istemek yerine öfke ve benzeri duygularını daha çok bastırmaya, inkar etmeye ve yok saymaya çalışırlar. Bir çok çalışmada sağlıklı biçimde ifade edilemeyen ve bastırılmaya çalışılan öfkenin ise kronik kalp damar hastalıklarına, baş ağrısına, yüksek tansiyona ve mide hastalıklarına yol açarak kişinin fiziksel sağlığı için ciddi tehditler oluşturduğu tanımlanmaktadır. Öfkenin ne bastırılması ne de inkar edilmesi sağlıklı ve etkili bir ifade yolu olarak görülmemektedir. Sonuçta her tür öfkenin kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici bir işlevi vardır. Dolayısıyla öfke organizmayı bir problem olduğunda uyarır ve kendisine zarar verici veya saldırgan davranma eğiliminden kişiyi haberdar etmede etkin bir rol oynar. Öfkenin sağlıklı olarak yaşanıp ve yönetilebilmesi için kabul edilmesi, nedenlerinin ve biçiminin anlaşılması ve kesinlikle saldırgan biçimlerde ifadesinin kontrol edilmesi gereklidir.

Temel olarak öfke davranışı için çözüm arayan, kontrol edilmesi gerektiğini düşünen ve bunun için yardım arayan kişiler azınlıkta olmasına rağmen öfke, günlük yaşantımızda sanıldığından daha fazla etkin olmaktadır. Dünyanın buğun içinde bulunduğu zorlayıcı yaşam koşulları, güvenliğin ve sosyal güvencelerin yetersiz oluşu, ekonomik koşulların aileleri zorlaması insanları daha gergin, sıkıntılı, çaresiz ve engellenmiş hale getirmektedir. Kişiler bu engellenmelerin sonucunda kronik olarak uyarılmış ve gerilmiş hale gelebilmektedirler. Ancak, asıl sorun, günlük yaşamda bir çok sorunla karşılaşmaktan çok, kişilerin kendilerinde hissettikleri öfkenin şiddeti ve bu tür duyguları üzerinde ne kadar kontrol sahibi olduklarıdır. Öfke başlıca uç objeye ilişkin ortaya çıkmaktadır, kişinin kendisine, diğerlerine ve başına gelenlere yanı yaşadığı dünyaya karşı. Sonuçta ortaya çıkışı nasıl olursa olsun, aslında öfke de diğer bir çok duygu gibi anlaşılabilen, kabul edilebilen, kontrol edilebilen ve etkin bir biçimde kullanıldığında işe yarayabilen bir duygudur. Bu yazıda günümüz ortamında öfkenin nasıl bir sorun olarak ortaya çıkabileceği üzerinde durularak, öfkenin belirtileri, öfkenin nasıl ve niçin geliştiği ve öfke ile baş etme yolları üzerinde durulmuştur.

Öfkenin Tanımı, Nedenleri, Anlaşılması

Öfke, doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen, son derece doğal, evrensel ve insanı bir duygusal tepkidir. Öte yandan, belki de en zarar verici olabilen duygusal yaşantı olarak da tanımlanabilir. Kontrolsüz öfkenin hem birey hem de toplum üzerinde inanılmaz bir etkisi vardır. Öfke, genellikle suça ve şiddete yönelik davranışlarla ilgili olarak eş ve çocuk tacizi örneklerinde, toplu şiddet olgularında kendini göstermektedir (Romas, A. ve Sharma, M. 2000). Bunun yanı sıra öfke, kişilerarası sorunlu ilişkilere, boşanmaya, çalışma yaşamında üretkenliğin ve işlevselliğin bozulmasına, fiziksel ve ruhsal sağlıkta önemli sorunlara neden olabilmektedir (Martin, R. ve Watson, D. 1997) günlük yaşam içinde sıklıkla yaşanan bu duygu temelde en az iki kişinin mutsuzluğuna neden olmaktadır. Öfke, hem yöneldiği hedefi hem de kaynağını olumsuz bir yaşantı içine sokmaktadır. Burada öfkeyi yaşayan için, öfkenin kontrolü, öfkenin yöneldiği kişi içinse, gelen bu öfkeyle nasıl baş edeceği önemli bir sorundur. Duygusal, fizyolojik ve bilişsel boyutlarda yaşanan öfkenin, yoğun ve istenmeyen etkileri göz önüne alındığında ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Dilimizde, tam bir benzerlik göstermeseler de kızgınlık ve öfke gibi kelimeler birbirlerinin yerine sıklıkla kullanılmaktadır (Bilge, 1996). Bu tanımlamalara düşmanlık, hiddet ve şiddet gibi kavramlarda eklenebilseler de aslında, saldırganlık olarak tanımlanabilecek şiddet durumları öfkenin davranışsal ve kontrolsüz olarak ortaya çıkması için kullanılırken, düşmanlık ise öfkenin daha çok kronikleşmiş haline işaret etmektedir. Literatürde Berkowitz (1993) düşmanca ve saldırgan davranışları benzer olarak değerlendirirken, Spielberger ve arkadaşları (1995) saldırganlığı öfkeden ve düşmancık duygu ve tutumlardan ayrı olarak değerlendirmektedirler. Spielberger (1988) öfkenin orta şiddette bir rahatsızlık ve uyarılma halinden yoğun bir husumet ve saldırganlık durumuna kadar değişen yoğunluklarda yaşanabileceğini düşünmektedir. Öfkenin en tehlikeli sonucu olan şiddet içerikli davranışların, öfkenin yoğunluğu ile yakından ilgili olduğu açıktır. Öte yandan, öfke, diğer duygularda olduğu gibi yargılanamaz. Bireyler, duygularına göre davranıp davranmayacaklarına kendileri karar verirler. Öfkenin tüm olumsuz sonuçlarına karşın, aslında, kişiyi uyarıcı, koruyucu veya harekete geçirici olan işlevleri, bu duygusal yaşantının, yaşamın devamı için ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir. Doğada bir çok canlının yaşamını sürdürebilmesi için, kendisi için var olan tehditlere karşı uyarılması ve kendisini korumak, yaşamda kalabilmek ve türünü sürdürebilmek için saldırgan davranışlar gösterebilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla öfke bir taraftan organizmayı bir problem olduğu konusunda uyarırken, diğer taraftan da organizmanın kendisine zarar verici veya saldırgan davranma eğiliminin farkına varması konusunda etkin bir rol oynar (Smith, 1993). Öfkeyi ve günlük yaşamımızdaki işlevini daha iyi anlamamızı sağlayabilecek bazı özellikler Tablo 1 ‘de sunulmaktadır.

Tablo 1. Öfke nedir, ne işe yarar ?

  • Öfke, son derece normal ve yaşamın sürdürülmesi için gerekli bir duygudur
  • Öfke, duygusal bir tepkidir
  • Öfke, uyarıcı bir işarettir
  • Öfke, kişiyi tehditlere karşı uyarır ve kendisini korumasına olanak sağlar
  • Öfke, yeni öğrenmeler için bir motivasyon kaynağıdır
  • Öfke, sınırlandırılabildiği sürece sağlıklıdır ve işe yarar
  • Öfke, kontrol edilmediğinde kişinin kendisi ve çevresi için zararlı olabilir
  • Öfkenin sağlıklı ve işe yarar olabilmesi için inkar edilmemesi, bastırılmaması ve öncelikle kabul edilmesi tanınması ve kontrollü bir biçimde ifade edilebilmesi gerekir.

Kişi tarafından kabul edilen, anlaşılan, ifade edilmeye çalışılan bir öfke duygusu etkin, işe yarayan, üretken bir durumdur. Oysa, kontrol edilemeyen, inkar yada bastırma ile yok sayılan bu tür duygular, kişinin hem kendisi hem de çevresi için zararlı olma potansiyeli taşımaktadır. Öte yandan öfke, Tablo 2’de görülen biçimde işlediğinde kişi ve çevresi için zararlı sonuçlarla yaşanabilecektir.

Tablo 2. Öfke ne değildir ?

  • Öfke, bir problem çözme aracı değildir.
  • Öfke, bir öç alma ve intikam yolu değildir.
  • Öfke, başkalarını suçlama biçimi değildir.
  • Öfke, şiddet göstermeye veya suç işlemek için bir neden değildir.
  • Öfke, başkalarını kontrol etme yolu değildir.
  • Öfke bir haklı olma yolu değildir.

Öfke İle İlgili Duygular

Bilindiği gibi öfke ve diğer duygular arasında son derece karmaşık bir ilişki vardır. Öfkenin anksiyete, suçluluk, depresyon, bağımlılık ve cinsellikle ilgisi gösterilmektedir (Byrnes Kelley 1981, Biaggio 1987, Riley ve ark 1989, Tangney 1996, Fava ve ark 1990). Aslında kızgınlık, öfke gibi duyguların daha çok ikincil duygular olduğu, kırılma, alınma, gücenme, anlaşılmama, reddedilme, engellenme, korku, kaygı, hayal kırıklığı, yalnızlık gibi acı veren temel duygulara ikincil olarak oluştuğunun birey tarafından anlaşılması önemlidir (Gordon 1999). Öfke dile getirilmemiş veya anlaşılmamış, kabul görmemiş kızgınlıkların topluca yaşanması ve ortaya dökülmesi olarak da ortaya çıkabilir.

Bazı durumlarda ise altta yatan depresyon, yas, bipolar bozukluklar, madde ve alkol bağımlılığı gibi ruhsal bozuklukların yanı sıra, ağrılı ve kronik seyirli bir fiziksel hastalığa sahip olma da kişide kronik öfke duygularına neden olmaktadır.

Yoğun olarak yaşanan öfke duyguları, kişi için saldırgan davranma eğilimini harekete geçirebilmektedir. Saldırgan davranışlarda ise temel olarak başkalarına zarar verme niyeti söz konusudur ve hem sözel hem de sözel olmayan biçimlerde ortaya çıkabilir (Speilberger ve ark 1995). Saldırgan davranışlar söz konusu olduğunda ise artık bir kontrol kaybı söz konusudur. Öfke ve kızgınlık aslında içsel bir duyguyken, saldırganlık gibi yıkıcı davranışlar haline dönüşebilmektedir. Saldırganlık söz konusu olduğunda ise ortaya çıkan sonuçlar çok daha ciddi olmaktadır. Bu nedenle, öfkenin belki de en istenmeyen biçimde ifadesi olabilen saldırganlık davranışlarının, öncelikle anlaşılması ve sonuçlarının kontrolü için çalışılması gereklidir.

Öfke ve düşmanca duygular ile ilgili olarak yapılan bazı yayınlarda, bu duyguların daha çok öfkenin kronik bir durumda yaşanmasına işaret ettiği düşünülmekte ve hostilite ile saldırganlığın birbirlerine çok benzedikleri ifade edilmektedir (Berkowıtz 1993). Hostil ve öfkeli bireyler ciddi sağlık sorunlarına ve özellikle kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon, yorgunluk ve anksiyetenin eşlik ettiği psikosomatik bozukluklar, ülser ve baş ağrısı gibi hastalıklara yatkın gözükmektedir (Friedman ve Rosenman 1974,). Friedman (1991) kolej yıllarında hostilite  oranları yüksek olan bireylerin, 20 yıl sonra , diğerlerine göre yüksek kolestrollü, aşırı kilolu kronik tansiyonu olan, daha çok alkol ve sigara içen ve genellikle daha çok sağlık sorunu olan kişiler olduğunu göstermiştir.

Öfke Sırasında Ortaya Çıkan ve Öfkeyi Tanıtan Belirti ve İşaretler

Öfke açıkça ve doğrudan gözlenebilen sözel ve davranışsal belirtiler yoluyla gösterilebileceği gibi, yine davranışsal yada sözel olarak, doğrudan olmayan yollarla da ifade edilebilir. Tokat atma, tekme vurma, yüksek sesle konuşma, küfür etme yada tehdit etme, aşırı eleştirel olma, hata arama, tartışmacı ve saldırgan bir tavır içinde olma, isim takma, suçlama, alay etme, dedikodu yapma, şüphecilik, önyargıyla yaklaşma, öfke nöbetleri geçirme gibi açıkça, kişinin başkalarını incitmeyi yada çevreye zarar vermeyi istediğini gösteren sözel ve fiziksel tacizler genellikle öfkenin doğrudan görülebilen belirti ve işaretleri olarak tanımlanabilmektedir (Madlow 1972).

Başkalarından uzak durma ve onlarla işbirliğini red etme, sessizlik, unutkanlık, psikosomatik hastalıklar, depresyon ve suçluluk duyguları, kazaya yatkınlık, işbirliğine karşı direnç, bağımlılık davranışları, aşırı alttan alma, çekingen davranma, ağlama, şiddete ve suça yönelik fanteziler içinde bulunma, yoğun bir rahatsızlık ve stres altında olma duygusu, mutsuzluk ve gerginlik, güceniklik ve ruhsal acı çekme duygularının varlığı gibi belirtiler ise öfkenin dolaylı olarak ifadesini içeren belirti ve işaretlerdir (Madlow 1972, Hankins 1993).

Öfke Yönetimi

Öfke, işlevsel olabilen bir duygu olmasına rağmen belirgin, geri dönülemez ve ceza gerektirir davranışların kökeninde yer alan bir duygu da olabilir. Bu nedenle yıkıcı öfkenin kontrol edilmesi gereklidir. Tablo 3’de öfke ile niçin başa çıkılması gerektiği anlatılmaktadır

Tablo 3. Öfke ile niçin başa çıkmalıyız?

  • Öfke uygun bir biçimde ifade edildiğinde son derece sağlıklı bir duygudur Ancak tersi durumlarda yıkıcı etkilere yol açabilir.
  • Öfke çocuk istismarı ev icı şiddet fiziksel ve sözel tacız gibi sorunlarda görülebileceği gibi birçok sosyal ve kişisel problemin ortaya çıkışında rol oynar.
  • Öfke kişiler arası ilişkilerde problem yaşanan birçok durumda önemli bir etkendir ve bireylerin iş ve aile yaşantılarına ilişkin ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olur.
  • Öfke ile etkin bir biçimde baş edememe ve kısıtlı problem çözme becerileri nedeniyle birey sosyal ilişkilerden kaçınır.
  • Öfke ile etkin bir biçimde baş edememe sonucunda kişilerde sigara kullanma madde bağımlılığı yeme bozuklukları depresyon gibi sorunlar açığa çıkabilir.
  • Öfkeyi kontrol etme ile ilgili sorunları olan bireyler sıklıkla der duygularını da uygun bir şekilde ortaya koyma güçlüğü çekerler ve bu kişilerde gerginlik stres gibi ruh sağlığını tehtid eden kronik problemler ortaya çıkabilir.
  • Uygun yollarla ifade bulamayan öfke saldırganlık ve düşmanlık duyguları kişilerde ciddi sağlık problemleri ortaya çıkarabilir. Özellikle immün sistem kalp damar hastalıkları mide bağırsak sistemi hastalıkları riskleri artar.

Öfkenin sağlıklı ve işe yarar olabilmesi için öncelikle varlığının kabul edilmesi ve tanınması gerekir. Öfkenin ifadesi kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Bazı kişiler bu tür duygularını sıklıkla bastırmayı, yok saymayı yada inkar etmeyi tercih ederken, diğerleri öfkeyi bir süre bastırıp daha sonraları patlamalar şeklinde ifade eder. Bir kısım birey ise öfke ile davranmayı bir yaşam biçimi haline getirmiştir. Yukarıda sözü edilen davranışların varlığı genellikle öfkeyle baş etmede kullanılan çözümlerin işlevsel olmadığını göstermekte ve bu tür tepkiler çoğunlukla öfke ve kızgınlığın sağlıksız biçimde ifade edildiğine işaret etmektedir. Bu biçimlerde ifade bulan öfkenin kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediği açıktır.

Aslında öfkenin ifadesinde sadece ortaya koyma yada bastırma tarzında iki seçenek yoktur, kişilerin kendi öfkelerini, kaynaklarını ve öfkeyi ortaya koyma biçimlerini anlaması çok önemlidir. Ev ödevleri ve yaşantısal örnekler yoluyla bireylerin kendi öfkelerini tanıma ve anlama becerilerinin geliştirilmesine çalışılır. Öfkeli ve saldırgan davranışların bir problem çözme aracı, bir öç alma, intikam yolu, başkalarını suçlama, şiddet göstermeye veya suç işlemeye özür, başkalarını kontrol etme yolu ve bir haklı olma yolu olmadığının anlaşılmasına yönelik çalışmalar yapılır Bu özelliklerin farkına varan bireyler öfkeyi işlevsel olarak kullanabilmekte ve daha sağlıklı yollarla ifade etmeyi becerebilmektedirler. Genel olarak öfkenin uygun bir biçimde ele alınabilinmesi konusunda yani öfke yönetiminde kullanılan yöntemler oldukça çeşitlidir. Burada önemli olan kişinin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılabilecek uygun yaklaşımın bulunmasıdır. Tablo 4’de daha çok öfke davranışını durdurmaya ve kontrol etmeye yönelik bazı öneriler sunulmuştur.

Tablo 4. Öfkeyi denetlemeye yönelik genel öneriler.

  • Kendi öfkenizi tetikleyen durumları ve öfkenizin biçimini tanımlayın.
  • Kendi kendinizi sakinleştirmeye yönelik egzersizleri düzenli olarak yapın.
  • Derin nefes alın, nabız atışlarınızı ve nefesinizi kontrol altına alın.
  • Kendinize, sızı sakinleş t irecek cümleler söyleyin.
  • Kendinizi, kontrol etme konusunda kararlı olun. Şiddete yönelik davranışları asla kabul edilebilir çözümler olarak değerlendirmeyin.
  • Öfke duygusuna evet ancak bu duyguyla davranmaya hayır, bağırmayın, vurmayın Çevrenizdekileri, öfkelendiğinize ait bilgilendirin.
  • Kendinize zaman tanıyın. Eğer mümkün ise kendinizi öfkeli olduğunuz ortamdan hemen uzaklaştırın ve sorunla ancak kontrolünüzü yeniden kazandığınızda uğraşın.
  • Problemi açıklığa kavuşturmaya çalışın ve çözümü aramaya odaklanın.
  • Bol bol gülün ve espri yeteneğinizi kullanarak olaya yeni bir bakış açısı ve yeni bir çerçeve kazandırın.
  • Kişisel saldırılara cevap vermeyin kişiselleştirmekten kaçının.

Öfke davranışını kontrol etme yönündeki bir kısım çalışmalar basit davranışlar ve düşünceler üzerinde durmaktadır (Lando ve Donnerstein 1978, Zillmartn 1979, Moon ve Eisler 1983, Aranson 1984, Lewis ve Bucher 1992). Bu tür yöntemlerde, kişinin öfkeli ve saldırgan olabilen davranışları besleyen çevresel özelliklerin değiştirilmesi, daha uygun davranışların kazanılması, düşmanca ve suça yönelik fantezilerin azaltılması yada durdurulması, öfkenin kaynaklarının ve sonuçlarının kaydedilmesi, saldırgan davranışların dikkatin dağıtılması yada espri yoluyla azaltılması gibi sonuçlar hedeflenmektedir. İstenmedik bir şekilde ortaya çıkan öfke davranışında, engellenmenin ve stresle baş etme becerilerindeki sınırlılığın yetersiz olduğu durumlarda, stresle baş etme, engellenmeye tahammülün arttırılması ve gevşeme gibi yöntemler kullanılarak öfke davranışı kontrol edilmeye ve azaltılmaya çalışılmaktadır (Novaco 1975, Leventhai 1984, Meichenbaum 1985, Suınn 1990).

Öfke davranışlarının ortaya çıkışında, kişilerarası ilişkiye ait birçok sorunun ve yetersiz problem çözme becerilerinin etkili olduğu bilinmektedir. Bu durumda öfkeden korunmayı ve azaltmayı hedefleyen bazı yaklaşımlarda etkili iletişim becerileri, güvengen (atılgan) davranışların kazanılması, sosyal beceri eğitimi, sosyal desteklerin kullanımı, problem ve çatışma çözümleri, empatik olma, çatışma çözümleri ve duygusal kontrolün arttırılması gibi kişilerarası ilişkilerde etkin olmayı kolaylaştıran beceri eğitimleri önemsenmektedir (Lerner 1985, Greenberg 1992).

Öfkenin azaltılmasında kullanılan bir diğer tür yaklaşımda düşünce-duygu ve davranış üçlüsüne müdahale eden, bilişsel yöntem ve tekniklerdir. Bu müdahalelerdeki temel amaç daha çok öfke davranışına ait gerçekçi ve fonksiyonel olmayan otomatik düşünceleri belirleyerek, bunları gerçekçi ve fonksiyonel olan alternatif düşüncelerle değiştirmeye ve denetlemeye yöneliktir (Aronson 1984, Ellis ve Lange 1994, Ellis 1997).

Kişilerin kendi öfkelerini tanımalarının ve alttaki bir takım nedenleri fark etmelerinde öfke kontrolünde önemli olduğu düşünülmektedir (Tavris1989, Maslın 1994, Tedeschı ve Felson 1994). Bu tür yöntemlerde, kişilerin bilinçaltı duygu ve isteklerine ait içgörü kazanmaları, suçluluk, yetersizlik, değersizlik gibi duygularını, önyargı gibi tutum ve davranışlarını fark etmeleri ve değiştirmeleri için çalışılır.

Öfke, sağlıklı olarak yaşandığında son derece işlevsel olabilen bir duyguyken, kontrol edilemediğinde hem kişi hem de çevresi için oldukça zararlı olabilen bir duygudur. Öte yandan öfke ve öfkenin ifadesi hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır. Bu yazıda öfkenin nedenleri ve öfke yönetimi ana hatlarıyla ele alınmış ve konunun önemine dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Konuyla ilgili daha kapsamlı ve kullanılan yöntemlerin işe yararlığını araştıran çalışmalara her zaman için ihtiyaç olacağı açıktır.

Kaynak:

SOYKAN, Ç., Kriz Dergisi 11 (2) 19-27

http://www.varoluscuterapi.com/

Be the first to comment on "ÖFKE VE ÖFKE YÖNETİMİ"

Leave a comment

Your email address will not be published.


*


Facebook